ÇOCUKLAR ŞİDDET DEĞİL SEVGİ YUMAĞI OLMALILAR

İbrahim BOZKURT

ÇOCUKLAR ŞİDDET DEĞİL SEVGİ YUMAĞI OLMALILAR

Şiddet...

Şiddet bir halk sağlığı sorunudur. Şiddet, belirli amaçlara yönelik seçilmiş bir tutum ve davranıştır.

Şiddet; yakıp, yok eden, saldırgan davranışlar içeren, kaba kuvvet ve beden gücünü kötüye kullanmayı, bireye veya topluma zarar veren eylemleri; taşlı, sopalı, bıçaklı, silahlı saldırıları vb. birçok ilişki-etkileşim tarzındaki aşırı duygu durumunu ifade edici yaklaşımları içerisinde barındıran bir davranış biçimidir.

Tanımlar, farklı biçimlerde çoğaltılabilir.

Sadede gelirsek; çocuklarımızdan başlayıp, konuyu irdelemek istiyorum.

Evde, sokakta, iş yerinde vs. her yerde şiddet…

Yetişkin olarak ebeveynlerin davranışları kendilerini rol model alan çocuklara aktarılmaktadır. Eğitimde önem arz eden bir yaklaşım vardır. Üstün Dökmen; “Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin yeter!” der. Ana ve babaların beğenmeyip, her an olumsuz öneklerle irdeledikleri çocukları esasen kendilerinin kopyalarıdır. Sonuç olarak kendilerini inkâr ediyor olurlar.

Rol model seçtikleri ana ve babalarının benzer davranışlarını sergileyen çocuklar, yaşantıları yoluyla elde ettikleri bu davranışları etkileşim aracı olarak kullandıklarında; evde, sokakta, okulda ve her yerde şiddet ile iç içe, yüz yüze kalırlar. Öyle ki zararları eve yansır. Kimi ailelerin tepkileri farklıdır ama bazı ana ve babaların; “Sana bir tane vururlarsa sen iki tane vur” diyebilecek kadar pervasız oldukları, bir sonraki gün ve yetiştirdikleri çocukların uzun vadede nasıl bir canavar halini alabileceğini düşünmezler bile…

Akran zorbalığı vardır. Geçmiş yıllarda önemsiz görünen ve “Çocuktur, biraz sonra birlikte oynayacaklar” diye geçiştirilen bu durum günümüzde tehlike çanlarının çaldığı bir vahim alan olarak karşımızda durmaktadır. Gözümüzün görmediğini, TV’ ler ve diğer medyadan izleyebildiğimiz günümüzde bu vahim durumu yaşıyor olmamak adına çocuklarımızı bağrımıza basıp, onlara özel durumlarda uyarıcılar verip, dikkatli bir yurttaş yetiştirebilme amacını gütmeliyiz.

Ekonomik, kültürel ve toplumsal sıkıntılar içinde sıkışıp kalmış bir ana ve babanın çocuklarına sahip çıkıp, onların eğitimlerine ehemmiyet verebilmelerinin güç olduğu gerçektir. Sokaklarda ayakkabı boyamak zorunda kalan, mendil, su satan ya da araç temizleyen çocukların kendilerini savunma adına, sert mizaçlı olmaları da bir gerçeklik arz etmekle birlikte bu durumu anlatmak istediklerimden ayrı tutmak gerekir. Gönlün istediği de aslında bu tür çocuklarımızın olmamasıdır. Bu durumdaki çocuklarımızın da sosyal devlet yaklaşımıyla korunmaya alınması var olan yasal metinlere uygun olacaktır.

Ana ve babaların çocuklarını yetiştirmekle ilgili görevlerini yapmadıkları da bir başka realite olup, esas yara burada yatmaktadır. Ana ve babaların burada yaşadıklarına bakıldığında ise çocuk eğitimiyle ilgili bilgi sahibi olmayanların ağırlıkta oldukları görülmektedir. En eğitimli ana ve baba olarak düşünülen, fakülte mezunu ebeveynlerin de çocukların evdeki eğitimlerine yeterli önemi veremedikleri veya dikkat edemedikleri ortadadır. Sınıfında hiperaktif davranışlar sergileyen çocuğun aslında her haliyle normal olduğu görülüyor. Bu öğrencinin davranışlarının fakülte mezunu ana ve babadan kaynaklandığı kanaatine ulaşılıyor. Öğretmen velilerle özel görüşmesi sonunda bu veli çiftten; “Bizim oğlumuz istediği gibi davranacak. Asla bastıramazsınız. Bu sizin işiniz değil. Lütfen, işinizi yapınız” diye bir de hafif tehdit ve baskı alıyor. (Yaşanmış durum)

Toplum nerede?

Toplum nasıl olabilir?

Böylesine bir tohum ve bakım ile nasıl bir ürün alınabilir?

Ana ve babaların çocuklarını; yedikleri gıdadan başlayarak kontrol altında tutmaları ve davranışlarını da adeta nakış misali dantel gibi dokumalıdır. Hassasiyet, çocuklara gösterilen sevgi ile yerine oturabilir. Burada anlatılmak istenilenlerin bazı belgeselleri izlemek suretiyle daha kolay algılanabileceğini düşünüyorum. Vahşi hayatta bir yavrunun oyunla hayatı öğrenmeye çalıştığı bir ortamda anaç hayvanın gayretlerini ve sabrını izleyin lütfen.

Çocuklar; tuttuğunu koparan değil, bilerek yapan ve başaran olabilmeleri adına yetiştirilmelidir. Onlar birinci şık üzerinde yoğunlaştıkları müddetçe içinde bulundukları toplum için birer tehlike olmaktan öte gidemeyeceklerdir. Paylaşma duygusunu vererek, toplum için uğraş veren bireyler yetiştirmek gerekir.

(Devam edecek)

.

Yorum Yaz


Yorumlar
DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları
Canlı Yayın

Foto Galeri

  • Giresunspor 2015 Foto Galeri
  • Giresunspor Maç Foto Galeri
  • Giresun 2015 Foto Galeri
  • Genel Foto Galerisi

Gold Firmalar

Videolar

  • Giresun Mayıs 2017 Video Çekim
  • Hüseyin BIÇAK Kümbet Şenliği
  • Şehr-i Giresun Tanıtım Videosu
  • Giresun 2014 Photo Albüm Video

Etkinlik Takvimi

Hava Durumu

Site İstatistik

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 858
Bu Ay : 3055
Bu Yıl : 3055
Toplam : 3055
Kayıt/Güncelleme: : 1119 / 14.01.2019

Kanal28.tv © 2012 - Tüm Hakları Saklıdır. Kanal28.tv bir Ajans Moonlight Yapımıdır